Moleküler Biyoloji & Genetik

Mucize Bebekler

Mucize Bebekler


Lulu ve Nana adında bebekleri tanıyor musunuz? Aslında doğmaması gereken fakat hatta hastalıklı doğması gereken ikiz bebekler… Peki nasıl mı hayatta ve sağlıklılar? Tabii ki bilim sayesinde. Babaları HIV virüsü taşıyıcı olan bu iki bebek aslında hastalıklı olarak doğması gerekiyordu fakat gen düzenlemesi sayesinde bu iki bebek sağlıklı bir şekilde dünyaya gözlerini açtılar.

Gen düzenlenmesi aslında oldukça karmaşık bir süreç olup uzun vadede etkileri henüz tam olarak bilinmemektedir. Hatta embriyolar üzerinde iki haftadan fazla deney yapmakta etik olarak doğru değildir ve yasaklanmıştır. Geçen ay Çin’de bir bilim insanı insan embriyoları üzerinde CRISPR denilen yani gen editleme yöntemini kullanarak aslında HIV virüsüne sahip olarak doğması gereken ikiz bebeklerin sağlıklı olarak dünyaya gelmesini sağladı. Bu olay tüm dünya üzerinde büyük bir yankı uyandırdı çünkü laboratuvarda insan embriyolarının yaşama süresi 14gün olarak belirlenmiştir. Bu süreden sonra embriyoların hayatına son verilmesi gerekiyordu fakat Çinli bilim adamı tüm bu yasakları göz ardı ederek bilimde çığır açan bir gelişmeye önayak oldu. Yaptığının doğru olup olmadığı veya etik olarak ne kadar doğru olduğu hala tartışma konusudur. Dünyanın çoğunlukta kalan kısmı insanlar üzerinde deney yapmanın etik olmadığını savunurken bir kısmı da bu gelişmelerin ilerde bilimin gelişmesine olağanüstü bir katkı sağlayacağını düşünerek bunun etikliğinin önemsiz olduğunu vurguluyor.

Olayın detaylarına inersek, gen düzenlenmesi aslında oldukça ciddi yan etkiler doğurabilecek bir gelişmedir. CRISPR yöntemi genlerin silinmesi, değiştirilmesi gibi işlemlerine olanak sağlayan bir teknolojidir. Çok basit gibi görünse de gen değişikliği sırasında DNA’nın kendini tamir etme mekanizması (bağışıklık sistemi gibi) devreye girdiğinde olay karmaşıklaşır. Çünkü DNA’mız genleri onarmaya çalışır. Tüm bu etkilerine karşı, bu yöntem insanlara hastalıkların tedavisinde bir umut ışığı olmuştur. Düşünsenize kanser olma riski taşıyan birini önceden tedavi edebilirsiniz ve aynı şekilde diğer hastalıkları da. Ama bu yöntemlerin ileriki yıllardaki veya sonraki nesillerdeki etkileri hala bir soru işareti özelliği taşıyor. Lulu ve Nana üzerinde yapılan gen değişikliği şu anda olumlu sonuç vermiş gibi görünse de onlardan sonraki nesillerde mutasyonlara, gen eksikliklerine ve daha belki de bilmediğimiz değişik hastalıklara yol açabilir (Baylis, 2018).

CRISPR yöntemi keşfedildiğinde bilim dünyası istediğimiz insanı yaratabilir miyiz sorusuyla sarsıldı. Fakat böyle bir şeyin mümkün olmadığı kanıtlandı. İstediğimiz özellikte bir bebek yaratmak için DNA’nın çok fazla genine müdahale etmemiz gerekir ve ne kadar çok gene müdahale edersek hata yapma oranımız da o kadar artar. Ayrıca zigotu oluşturduktan sonra da bölünme hızı çok fazla olacağı için çok hızlı bir şekilde çalışmamız gerekecektir. Şu anki şartlara göre böyle bir durum söz konusu değildir mutlaka genetik bir mutasyon meydana gelecektir (Farley, 2015) .

Bu deneyle bilim dünyasında duyulmasıyla birlikte geleceğe doğru çok farklı bir kapı açıldı. Yapılması mümkün olmayan hatta hayal bile edemeyeceğimiz şeyler artık gerçek olabilir. İnsan klonlanması, istediğimiz özelliklerde insanlar yaratma, hastalıkların tedavisi gibi akıllara bile gelemeyecek düşünceler gerçeğe bir adım daha yaklaştı. Lulu ve Nana üzerinde yapılan gen değişikliğinin etkilerine göre yeni çalışmalar başlatılabilir. Kim bilir belki doğmaması gereken bu ikizler tüm dünyanın gidişatını değiştiren bir yeniliğe yol açtılar. Belki de yapılmaması gereken bu deney ilerde tüm hastalıklara çare bulup insanlığa olumlu yönde katkı sağlayacaktır. Bunlar deney hakkında benim düşüncelerim ama çoğu bilim insanı deneyin ileri nesillerde mutasyonlara veya daha değişik sonuçlara yol açacağını düşünüyor. Çünkü genlere müdahale etmek aşırı riskli bir olay ve hata yapılması durumunda istenmeyen çok fazla etki doğurabilir. Lulu ve Nana bilim tarihinde büyük bir olay olarak anılmaya devam edecektir ve bu deneyin onlar ve diğer kuşaklar üzerindeki etkisini anca birkaç yüzyıl sonra anlayabileceğiz.

Referanslar

Baylis, F. (2018). Counterpoint: The Potential Harms of Human Gene Editing Using CRISPR-Cas9. Clinical Chemistry, Vol. 64, Issue 3.

Farley, B. (2015, Haziran 24). What do you think will happen with deliberate genetic engineering of the human genomehttps://www.quora.com/What-do-you-think-will-happen-with-deliberate-genetic-engineering-of-the-human-genome/answer/Brian-Farley-3?ref=fb_page adresinden alındı

Görsel: Getty Images

Çeviren ve Derleyen: Ayşen ÇOTUK / Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğrencisi

Eklenme Tarihi : 5 Ocak 2019