Bitkiler & Hayvanlar Genel Biyoloji

Ot, Böcek, Cinayet

Ot, Böcek, Cinayet


Adli botanik, soruşturmalara iki türlü ışık tutabilmekte. Birincisi suçun işlendiği yer, ikincisi suçun işlendiği ya da üzerinden geçen zaman. Adli botanik çalışmalarıyla, olay yerinde bulunan bitki veya bitki parçaları tespit edilip onların ekolojik özelliklerinden yola çıkarak, elde edilen delillerin nereye ait olduğu ya da nereden getirildiği tespit edilebilir. Diğer durumda ise, bulunan bitkinin kök, gövde, yaprak, tohum gibi parçalarının anatomik, fizyolojik özellikleri incelenir ve geçirilişmiş olan evrelerden yola çıkarak olay üzerinden ne kadar süre geçtiği belirlenebilir.

1944’te ilk kez kullanılan Palinoloji terimi, bitkilerin erkek üreme yapılarından polenleri inceleyen botanik biliminin alt dallarındandır. Çoğunlukla rüzgarla ve böceklerle taşınan bu polenler uzun süre havada kalır, çeşitli nedenlerle yere iner. Biz farkında olmadan onlarca polen hücresini her gün üzerimizde taşırız ancak çok küçük yapılarından dolayı onları kolay kolay gözleyemeyiz. Yapılan polinolojik incelemeler, suçlu ya da kurbanın üzerindeki polenlerin hangi bölgede, hangi zamanda etkin olduğu gibi çeşitli sorulara cevap verebilir. Kendine tozlaşan bitkilerin ürettiği polen sayısı 100-150, böceklerle tozlaşan bitkilerin polen sayısı 1.000-5.000, rüzgarla tozlaşanlarla ise 70.000 ila 100.000 olabilmekte, hatta milyonları bulabilmektedir. Bu rakam farkının sebebi, kendine tozlaşan çiçeklerde polenin dişicik tepesine ulaşma ihtimalinin diğer yollarla tozlaşan bitkilere göre daha fazla olmasıdır. Rüzgarla tozlaşan (çam, kavak, söğüt gibi) bitkilerin polenlerinin çok küçük olması (0.05 mm) ve çok uzaklara taşınması, her zaman işe yarayamaya bilir. Polinolojik veriler, zaman ve yer göstergesi olmasının yanında eşleştirme durumlarında da kullanılmakta. Örneğin, işlenen cinayette suçlunun, suç aletinin ve kurbanın üzerinde aynı bitkilere ait polenlerin bulunması, şüphelinin giysileri, derisi üzerinden alınan örneklerle karşılaştırılması, şüphelinin suçlu ya da suçsuz oluşunun tespitinde yardımcı rol oynayabilir. Örneğin, gömülü olarak bulunan cesetlerin incelenmesinde, üzerinde bulunan kök parçaları ya da cesedin gömülü olduğu alandan alınan kök örnekleri büyük önem taşıyor. Ağaçları toprak altındaki kısmı, en az toprak üstündeki kısım kadar geniştir. Kökler çukur kazılırken zarar görür, ancak çoğunlukla büyümeye devam eder. Hasarlı dokudan sonra oluşan büyüme halkaları, bize çukurun ne zaman açıldığını gösterebilir. Ölünün kemikleriyle temas eden köklerin yıl halkalarının sayılmasıyla da ölünün ne zamandır orada olduğu bulunabilir. Ancak bunun için köklerin cesetle bütünleşmiş olması gerekir.

2007 yılında, polenlerin adli olaylarda güvenilir bir delil olup olmayacağını öğrenmek için bir araştırma yapılmıştır. 5 farklı lokasyondan farklı mevsimlerde topraktan ve deneysel olarak aynı lokasyonlarda bulunan kişilerin giysi ve ayakkabılarından polen örnekleri alınmış, elektron mikroskobu (SEM) ile bu polen izolasyonlarının karşılaştırmaları ve tespiti yapılmıştır. Araştırma sonucunda ayakkabı ve giysilerden izole edilen polenlerle, lokasyondaki polenler uyuşmuştur. Bu araştırmanın sonucu polenlerin adli vakalarda delil olarak kabul edilebileceğini bilimsel olarak göstermiştir. Boğulmanın teşhisi zordur. Çeşitli yollarla öldürülen cesedin deniz veya göllere atılmasıyla çürümeye başlamış cesetler, fizyolojik göstergelerini kaybetmeye başlar. Eğer bir kişi tatlı su içinde boğulmuşsa su içindeki diyatom türleri sadece ciğerlere değil, diğer iç organlara da yayılır. Böylelikle diyatomlar tatlı suda boğulmaya ilişkin güvenilir bir kanıt olur. Hayvansal besinlerin aksine, meyve ve sebzeler lifli yapılarından dolayı sindirim sisteminde daha uzun kalırlar. Bitkilere özgü hücre yapılar ve tipleri, kurbanların son yemekte neler yediğini göstererek olay hakkında ipuçları verebilir. Örneğin elma, armut gibi meyvelerdeki ağzımıza pütürlü gelen taş hücreleri, patates, pirinç gibi yiyeceklerde bulunan nişasta taneleri, portakal, mandalina, domates gibi bitkilerde bulunan kristaller ve tahıllarda bulunan silis parçaları önemli bilgiler verir. Kurban ölmeden önce yemek yediyse, aldığı besinler öldükten sonra midesinde parçalanmamış halde bulunabilir. Süre uzarsa besinler bağırsağa doğru yola çıkmış olabilir. Besinlerin sindirilme hızı, bulundukları bölge, ölümün üstünden ne kadar zaman gerçekleştiği hakkında bilgi verebilir.

Odunsu bitkiler her biri bir baharda olmak üzere iki yaş halkası oluşturur. Yazdan çıkılırken suyun bol, ısının fazla olduğu dönemde halka kalın ve açık renkli, kıştan çıkılırken suyun nispeten düşük ve havanın soğuk olması sebebiyle halkanın ince ve koyu renkte olur. Bir yılda iki bahar olduğundan, iki halka bir yaş sayılır.

-Bitkiler cinayetleri itiraf eder mi? Biraz buna kafa yoralım, ve siz karar verin.-

“1966 yılında, Amerika’nın tanınmış yalan makinesi uzmanı Cleve Backster, güvenlik görevlilerine poligraf aygıtının kullanımı eğitimini verdiği okulunda uykusuz bir gece daha geçirdi.
Sonra sırf eğlence olsun diye, yalan makinesinin elektrotlarını kocaman yapraklı tropikal bitkisinin üzerine yerleştirdi. Yalan makinesi çeşitli korku, sevinç, şaşkınlık gibi durumların elektriksel değişimlerini ölçtüğüne göre, belki bitki de su dökünce seviniyordur diye alaylı alaylı güldü.
Bitkiyi suladığında galvanometre zikzaklar çizerek aşağı doğru indi. Oysa yukarı doğru bir hareket bekliyordu Backster. Yaprağını sıcak kahveye soktuğunda da beklediği tepkiyi görmedi.
Sonunda kibriti alıp bitkiyi yakmayı düşündüğünde her şey değişti. Bitki çılgınca galvanometrenin ibresini tavan yaptırdı. İnanamadı Backster. “Nasıl yani?” dedi kendi kendine, “Bitki düşüncelerimi mi okudu?”.
İnsanlık tarihinin önünde yeni bir dünya açılıyordu artık. Deneyler deneyleri kovaladı. Bitkilerin sadece düşünceleri okumakla kalmayıp çevrelerindeki her şeyi hissettikleri de çıktı ortaya. Kaynar suya atılan karideslerin ölümlerini, eline iğne battığında duyulan acıyı da hissediyordu bitkiler.
Hatta kilometrelerce ötede olunsa bile yaşanan sevinç ve üzüntüleri de hissediyordu. Hatta korkudan baygınlık bile geçiriyordu.
Bir gün şehir dışından gelen bir botanikçi bayan içeri girdiğinde bütün bitkiler sessizleşti. Hiç birinden tepki gelmiyordu. Sanki hepsi birden sessizliğe bürünmüştü. Ta ki o bayan havaalanından uçağa binip gittikten 45 dakika sonra yeniden tepki vermeye başladılar.
Bayan botanikçinin bitkileri kurutup ölçümler yaptığını öğrendiği zaman anladı Backster, bayanı görünce bitkilerin korkudan bayıldıklarını.
Bir deney tasarladı. 6 yardımcısına aynı gece aynı saatlerde yapmak üzere farklı görevler verdi. Görevlerden biri gece yarısı gelip laboratuvardaki bitkilerden birini söküp parçalamaktı.
Ertesi gün o gece bitkiyi parçalayan yardımcı içeri girdiğinde bütün bitkiler çılgınlar gibi haykırmaya başladı galvanometrelerin ibrelerinin tavan yapmasını böyle adlandırıyor Backster.
Bu deneyden anlaşıldı ki bitkiler sadece hissetmiyor, aynı zamanda hafızaları da var. Ve Amerika’da bazı adlî vakalarda bitkilerin şahitliğine başvurulmaya başlandı. Bitkiler asla yanlış sonuç vermiyordu çünkü yalan nedir bilmiyorlardı.
Bu çalışmalar makale olarak yayınlanmaya başlayınca dünyanın dört bir yanından bilim insanları konu üzerinde çalışmalara başladılar. Sonuçlar akıl almaz.
Koparılmış bir yaprak, kendisine güzel sözler söylenmesi durumunda normal yapraktan aylarca daha uzun süre canlı kalabiliyor. 120 km mesafedeki bir acıyı, sevinci hissedebiliyor.
İnsanların düşüncelerini okuyabiliyor, kötülük yapanları hafızasına kaydedebiliyor. Aynı zamanda bu bilgileri diğer bitkilerle de paylaşıyor.”

(Peter Tompkins/Bitkilerin Gizli Yaşamı, kitabından alınmıştır. Ama unutmamak gereken bir şey var, İsrailli Botanikçi Daniel Chatmovitz, Bitkilerin bildikleri adlı kitabında, “Bitkilerin Gizli Yaşamı” adlı kitabın ne kadar abartılı olduğunu yazmıştır. Bitkilerin acıyı hissettiği konusuna bakacak olursak, evet bitkiler onlara dokunduğumuzu hisseder, hatta onları strese sokup gelişimlerinin kısıtlanmasına bile neden olur, ama bizim gibi acı duymazlar. Konudan çok koptum biliyorum ama Stanford Üniversitesindeki bir araştırmacı Giberellin acid hormonunun bitkiler üzerindeki etkileri üzerine deneyler yaparken, bitkilerin üzerine sıktığı bu hormonun göstermesi gereken etkiyi, bitki üzerine su vb. sıktığında da verdiğini gördü. Burada bitkideki değişimi yapan hormon değil mekanik etkidir. Hatta yapılan diğer çalışmalarda bitkilerin hislerini kontrol eden genleri keşfeden bu bilim insanı bunlara “TCH genleri” demiştir.)

Dünya üzerinde böcekler milyonlarca yıldır, insanlar ise binlerce yıldır varlar. Üstelik böcekler canlıların çok büyük bir kısmını oluşturuyor ve henüz hepsini tanımadığımızı düşünüyoruz. Pek çok yıldır göz, burun, ve diğer deliklerde ve ceset üzerinde yaraların olduğu yerlerde bulunan kurtçuklar ölünün tiksindirici öğesi olarak düşünüldü ve cesetler genellikle yıkandıktan sonra otopsi masasına konuldu. Zamanla bu alanda çalışan bilim insanları böceklerin gizemli ve büyüleyici olduğunu düşünmeye başladılar.

Cesedin etrafından böceklerin toplanması, ayrımı, muayenesi, tanımlanması adli entomolojinin işidir. Bölgesel böcekler ve böceklerin gelişim evrelerini göz önüne alarak adli kararlar verilebilir. Böceğin evresinden cesedin kaç gün önceye ait olduğu tahmin edilebilmektedir. Tıbbi entomoloji insanda erişkin ya da genç evrelerinde parazitlenen, insana hastalık etkenleri bulaştıran, alerji veya zehirlenme yapabilen böceklerin yaptığı hastalıkları önleme ve tedavisiyle uğraşır. Tarımsal entomologlar ( Ziraat Mühendisleri) bitkilere zarar veren, genelde geceleri aktif olan, böcek, örümcek, nematod, yumuşakça gibi zararlıların, ağız izi, dışkı, yumurta, kopan uzuv, bırakılan izler vb. delilleri toplayarak, zararlının tespiti ve mücadelesini yürütürler.

Nekrofaj böcekler ölümden çok kısa bir zaman sonra taze evrede cesede gelirler. Diptera grubu ve Calliphoridae familyasına ait türler ölümden çok kısa süre sonra koku kaynağına gelir ve yumurtlar. Yumurtadan çıkan larva gelişimi boyunca iki kere kütikül değiştirir ve bu her değişimle yeni bir larval evre başlar. Üçüncü larval evrede artık beslenme durur, cesetten uzağa, toprak altına, objelerin, taşın yaprakların altına, kapalı mekanda halı ve mobilyaların altına girer ve metamorfoz tamamlanınca erişkin sinek ortaya çıkar.

1235’te Çinli araştırmacı Sung Tzu, bir köyde orak ile boğazı kesilerek öldürülen birinin katilini arar ama bulamaz. Aklına bir fikir gelir ve köydeki tüm orakları toplar ve bekletir. Cesetteki böcekler ve oraktaki böcekleri tek tek karşılaştırmış ve suç aleti orağı bulmuştur.

Arutjuna adında bir bilim adamı, 1962’de Azerbaycan’da, kısmen iskeletleşmiş ve ileri derecede dağılmış bir olgu yayınladı. Deniz suyu ile dolu tank içinde bulunan cesette yapılan incelemede, ölümün 7 ila 10 gün önce olduğunu ve daha sonra tanka atıldığı kanaatine vardı. Katilin daha sonraki itirafı da buna uymaktaydı. Cesette gözlemlediği bir pupa formunun, bir araba koltuğunda da görülmesiyle, cesedin bu arabada taşındığı ortaya çıkmış oldu.

Richard Novelli, Kuzey Carolina Wilmington ofisinde görev yapan bir FBI dedektifiydi. Cinayetleri soruşturan Bakersfield polisi ona bir otomobil teslim etti. Vincent Brothers cinayet davasının adli bilim tarihine geçecek ölçüde ilginç delillerinden biri işte bu otomobildi. Vincent’in, Ohio Havaalanına iner inmez kiraladığı Dodge Neon (bizdeki Fiat Egea’nın selefi) marka araç. Aracın kayıtları incelendi. Aracın Vincent’te kaldığı süre boyunca 8.600 km yol katettiği ortaya çıktı. Savcı, adamın bu arabayla Colombus’tan kalkıp 3.800 km uzaktaki Bakersfield’e gidip cinayet işleyip ardından geri döndüğünü iddia ediyordu. Harita uzmanlarına göre mümkün, avukatlara göre ise tamamen saçmalıktı bu. Çünkü katilin bu kilometreleri 22 saatte gidebilmesi için hiç durmadan, benzin almadan, sürekli 160-180 km/s hızla araç kullanması gerekiyordu…
… İddia makamı köşeye sıkışmıştı, eğer katil Vincent ise, bundan başka senaryo yoktu ve bu senaryoyu kanıtlayacak bir delile ulaşması gerekiyordu. İşte Bakersfield polisinin FBI’dan Novelli’yi bulmaları da bu yüzdendi. “Ne yap yap, otomobilin, Rocky Dağları’nın öte yanına geçtiğini, Colombus’tan Bakersfield’e gelip geri döndüğünü kanıtla” demişti ona. Novelli eline bir cımbız aldı, aracım dört bir yanında ne kadar ayaklı, kanatlı varsa tek tek toplayıp kavanozlara doldurmaya başladı. Sonunda baktı olacak gibi değil, her dokunduğunda bir bacak, kanat kopuyor, radyatör ve hava filtresini söktü, kucakladığı gibi Bohart Entomoloji Müzesinin yolunu tuttu. Müze müdür karşısında bir polis görünce şaşırdı. Polis: Müdire hanım, radyatör ve hava filtresindeki ölü böceklere bakıp, otomobilin nerelere gittiğini söyleyebilir misiniz? dedi.
… Böceklerin önemli bir bölümü parçalanmıştı. Orada bir kanat, burada bir bacak, ya da sadece bir baş.
Müdüre 2007 baharında mahkemede tanık olarak ifade verdi. “Hikayeyi altı böcekten dinledik” diye anlattı. “İkisi ülkenin sadece doğusunda yaşayan türdendi. Ama sonra, bir çekirge bacağı daha bulduk. Bu kırmızı bir bacaktı. Xanthippus corallipes pantherinus bacağı. Bu çekirge türü sadece batıda bulunur. Kansas ile Orta Texas’tan öteye geçmez. Radyatörde birkaç kanadı ve bacağı eksik Polistes aurifer türünden bir arı bulduk. Bunlar Kansas’a kadar gelirler, ama esas California’da yaygındırlar. Filtreye takılan iki böcekten biri Neacoryphus rubicollis, diğeri Piesma brachiale veya ceramicum adlı türdendi. Bunlar ise, sadece Arizona, Utah ve Güney California’da yaşar. Kiralık araç, kuzay-güney istikametindeki 70 ya da 40 sayılı karayollarının batısına geçmiş, Coloradonun ötesindeki eyaletlere kadar gitmiş olmalı.” dedi. Bunun sonucunda Jüri, üç gün tartışıp sonunda Vincent’e idam cezası verdi.
(“Sevil Atasoy/ Acayip işler” kitabından alıntı)

1 Mart 1932’de New Jersey’de gerçekleşen bir olay, bitki biliminin delil olarak kullanıldığı ilk olay olmuştur. Bu olayda, Charles Lindbergh adında bir adamın 20 aylık oğlu kendi evinden kaçırılmıştı. 2 ay sonra ceset kaçırıldığı eve yakın bir yerde bulundu ve ölüm nedeninin kafatasına aldığı bir darbe sonucu olduğu ortaya çıktı. Bebeğin evden kaçırılması dikkate alınarak eldeki tek veri, bebeğin penceresine giden ahşap merdivendi. Şüphelilerin evlerinde yapılan arama sonucunda, Bruno Richard Hauptman’ın evinde ahşap kirişler bulundu. Ahşap kirişler konusunda yeterli bilgi edinebilmek için bir ağaç uzmanına başvurma gereği duyuldu. Alanında bir uzman olan Arthur Koehler bu kirişleri birçok özelliği bakımından (el yapımı- ticari yapım, düğüm desenleri, ağaç büyüme halkaları ile yaş tayini, kaç ağaç kullanıldığı, çeşitli mikroskobik incelemeler), bebeğin evindeki ahşap merdiven ile karşılaştırdı. İnceleme sonucunda büyüme halkaları ( ağaç 16 yaşında idi) ile evdeki merdiven eşleşti. Delil mahkeme tarafından kabul edildi ve Hauptman tutuklandı.

1992 yılı sabahında motosikletçi bir genç, Phoenix’in 48 km kadar uzağında, dövülmüş, tel ve kumaş parçalarıyla bağlanmış, çıplak ve muhtemelen tecavüze uğramış bir kadın cesedi buluyor. Bundan sonraki süreci tahmin edeceğiniz üzere soruşturmayla geçiyor. Ama soruşturma bir yerden sonra tıkanıyor. Olaya atanan dedektif, olay yerine geri döner ve gözden kaçmış bir şey yakalar. Cesetin bulunduğu yere çok yakın, yaralı, dalı yere sarkmış bir Polo verde ağacı.
Bir şüphelimiz vardır fakat delilimiz yoktur. Şüphelinin, cesedin taşındığı iddia edilen birde pikapı var ama araçta cesede ait kıl, meni, parmak izi, kan lekesi de yoktur. Ama dikkat çeken bir şey yakalamayı başarır dedektif. Pikapın kasasındaki iki Polo verde tohumu. Buradaki en büyük sorun, Arizona iklimine dayanan bir kaç ağaçtan birinin de bu ağaç olması sebebiyle her yerde bu ağaçtan olmasıdır. Dedektif umutsuzluk içinde olay yerindeki ağacın tohumlarını ve pikap kasasında bulduğu tohumları alıp, Arizona Üniversitesinden genetikçi Dr. Timothy Helentjaris’in yanına gider. Doktor aylarca uğraşıp aracın kasasında bulduğu tohumlarla olay yerindeki ağaç tohumlarının aynı DNA’ya sahip olduğunu bulur. Bunun sonucunda şüpheli ömür boyu hapse mahkûm edilir.

İngiltere’de bir fabrikanın arkasındaki parkta, 06:00 vardiyasına gelen işçiler tarafından giysili kadın cesedi bulunur. İlk incelemede ceset üzerinde böceğe rastlanmaz. İlerleyen zamanda güneş doğunca az miktarda yeşil sinek yaranın etrafında görülür. Ceset kaldırılınca da yumurtalar görülür. Önceki günün iklim koşullarının bilinmesi, sinek aktivitesi için ideal olması ve erişkin sineklerin gece aktif olmaması sebebiyle entomolog, cinayetin gece işlendiği sonucuna varır, ölenin en son gece canlı görünmesi durumu doğrular.

Washington yakınlarında, bir ağustos sabahı yarı çıplak bir genç kadın cesedi bulunur. Boyunda ve göğsünde çok sayıda yara ve yaraların etrafında da erişkin uçan sinek yumurtaları bulunur. Yumurtaların diseksiyonunda embriyolojik gelişime rastlanmaz. Embriyolojik gelişimin olmaması da olayın sekiz saatten önce olduğunu gösterir.

Amerika’nın güneyinde, kasım ayı ortasında bir evden çıkan kötü koku nedeniyle polis çağrılır. Araştırmacılar genç, siyah bir kadının çürümüş cesedini bulurlar. Kurban, başına isabet eden tek kurşunla öldürülmüştür. Cesedin dikkatli muayenesi ile Calliphora vicina’nın larvaları ve Syntpesiomyia nudesita‘nın larva ve pupaları bulunur. Olay yerinde toplanan örnekler laboratuvarda incelenir. Hava koşulları ve toprak ısısı dikkate alındığında, ceset bulunmadan yirmi sekiz gün önce kurbanın öldüğü düşünülmüştür. Kısa süre sonra sanık yakalanır ve kurbanı bulunmasından yirmi sekiz gün önce öldürdüğünü söyler. Bu olguda, sineklerin ve larvaların, kurbanın ölüm zamanının değerlendirilmesinde güvenilir bir kaynak olduğu anlaşılır.

İlkbahar başlarında beyaz giysili bir erkek cesedi bulunur. Göğsünde ve sırtında çok sayıda küçük kalibreli mermi yarası vardır. Hafif çürüme belirtileri ve sol burundan sol gözüne bulaşan kan vardır. Sol göz üzerine toplanmış granüler bir materyal fark edilir. Bunun sinek yumurtaları olduğu anlaşılır. Büyümeleri beklenip incelendiğinde Cochlioyia macaellaria olduğu anlaşılır. İklim durumları ve gelişimsel biyolojinin bilinmesiyle, kişinin 24-36 saat önce öldürüldüğü tahmin edilir. En son görenlerin de verdiği bilgiler bunu destekler niteliktedir.

Kaynakça: Bilim ve Teknik 2006/ Ankara Üniversitesi, Tıp Fak. Adli Tıp Dergisi sayı 49-2003/ Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi 2016_105-110/ Ziraat Mühendisliğinde Bitki Koruma Prof. Bülent Yaşar 2016 Isparta (görseller)/ https://polisdergisi.pa.edu.tr/ https://apnews.com/326da16edd9e677ce6033700e470e9ae / http://www.bitesizehistory.net/plant-dna-used-for-the-first-time-to-solve-a-murder/ / Sevil Atasoy- Acayip işler (Filtredeki çekirge)

Derleyen: Emre AYHAN / Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü

Eklenme Tarihi : 28 Haziran 2020